Logo

Zurück   BITIRIM BOARD GROUP© | ..:: GENEL VE SOHBET ::.. | TARİH | Türk Tarih
Portal'a Giriş Son Mesajlar Forum'a Giriş

Türk Tarih Türk Tarihizimizi burda Paylasalim

Ücretsiz Üye olunuz !

! BOARDUMUZDAN YARARLANMAK İÇİN ÜCRETSİZ ÜYE OLUN !

..:: ÜYELİK İÇİN ALTTAKİ GEREKLİ ALANLARI DOLDURUN ::..

Not:Boardumuza Üye olduktan sonra size gelen Mail ile üyeliğinizi aktifleştirmeniz gerekmektedir. Aksi taktirde mesaj gönderemezsiniz. (SPAM Klasörüne bakmayı unutmayın!)



Kullanıcı ismi: Şifreniz: Şifreni Tekrarla: E-Mail Adresiniz: E-Mail Adresini tekrarla:
 
Grafik Doğrulaması
Resimin üzerinde gösterilecek Mesajı veriniz

  Bitirim Board Group© ait Board Kurallarını okudum ve kabul ettim Board Kuralları 

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08.09.2004, 17:44   #1 (Tam Ekran)
Tecrübeli Üye
 
yilgincakli32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : yilgincakli32 befindet sich auf einem aufstrebenden Ast
Üyelik tarihi: 01.10.2003
Üye No: 7510
Mesajlar: 255

Seviye: 14 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 348
Güç: 85 / 5372
Deneyim: 93%

Standart kizil elma nedir.

Eski Türkler, Büyük Türk Devletlerini (Hun İmparatorluğu, Göktürk İmparatorluğu Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu) üç kıtanın birleştiği çevrede kurmadan evvel milli vicdanlarında kurmuşlar ve bütün siyasi ve askeri hamlelerinde işte o büyük ülkünün gidildikçe uzaklaşan hududuna doğru atılmışlardır.Turan soyunun yüreğinde yer alan bu yurt görüntüleri nesilden nesile devretmiş yüreklere çizilmiş harita gibidir: Gönüllere giren bu vicdanî haritanın muhtelif istikametlerdeki işaret taşlarına hep (Kızılelma - Kızılalma) ismi verilmiştir.

Kızılelma, Türklerin yaşadıkları bölgeye göre, Yani Turan İline göre batı- doğu- kuzey- güney, ve her yönde ulaşılması gereken bazen bir belde, bazen de bir ülkedeki taht veya mabet üzerinde parıldayan ve ona ulaşmanın dayanılmaz hasretini temsil eden som altından yapılmış kızıl renkli altın bir yuvarlak yakut top olarak hayal edilmektedir. Bu altın top zaferin işareti olabileceği gibi hâkimiyetin sembolü, fethedilmek üzere hedef seçilen yerin durak noktası olarak ta ifade olunmuştur.
__________________
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ
yilgincakli32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links

Reklam

Alt 08.09.2004, 17:46   #2 (Tam Ekran)
Tecrübeli Üye
 
yilgincakli32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : yilgincakli32 befindet sich auf einem aufstrebenden Ast
Üyelik tarihi: 01.10.2003
Üye No: 7510
Mesajlar: 255

Seviye: 14 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 348
Güç: 85 / 5372
Deneyim: 93%

Standart

Bize göre Turan Kavramı ile zihinlerde parelel yer tutan Kızılelma kavramı bir gerçek nesne ile onun içindeki tat, lezzet gibidir. soyut kavramları maddileştirerek izah etmekte hiçte zorlanmayan Osmanlı müellifleri (Altın Top), (Altın Alem), (Altın hokka) ve (Küre-i lal= yakut top) gibi elma şeklinde bir takım kızıl kürelerden bahsetmişler ve eski Türklerin adını taktıkları şehirlerin hepsinde ya bir saray damının veyahut bir kilise kubbesinin işte böyle bir parlak topla göz kamaştırdığına ait bir takım tafsilata bile girmişlerdir.
Mesela Ali Çelebi Künhü’l-Ahbarda Roma şehrine (Kızılelma) denilmesini izah için vaktiyle Nuşirevan’ın hazinesinde bulunan bir yakut kadeh içindeki (Küre-i la’l)’in bir papaz tarafından aşırılıp Vatikan’daki saint-Pierre kilisesinin tavanına asılmış olduğuna ait bir hikaye anlatır.
Evliya Çelebi de Budin sarayından bahsederken: Her kasrın kubbelerinde birer altın top asılı olduğundan adına (Kızıl-Alma-sarayı dirler diye Macaristan’ın payitahtına Türklerin Kızıl-Elma demelerini Ali Çelebi’nin (yakut top)’una mukabil (altın top) nazariyesiyle izah etmiştir.
Dağıstan Şamhal’larında Kızılelma hakimiyet timsalidir. Özü müslüman Kazaklarından bir beyzadenin 18. asırda telif ettiği (Risale-i Dağıştan)’ın Nuruosmaniye kütüphanesinde 3905 numaradaki nüshasında Şamhal’ların hükümdarlık merasiminde Kızılelma nın bir hakimiyet unsuru olduğunu açıkça yazar.
Osmanlı müelliflerinin Kızılelma denilen şehirlerde birer altın yahut yakut top bulunduğundan bahsetmeleri işte bu Dağıştan misalinde gördüğümüz hakimiyet mefhumu ile ilgili olmalıdır. O taktirde Kızılelma Türk hakimiyetinin timsali olduğu için fethedilecek yerlere (sembol-nişan) olmuş demektir. Bir taraftan halk masallarında (Kaf dağının arkası) denilen Kuzey Kafkasya’nın bir taraftan da Bizans’ın Kızılelma sayılmış olduğunu gösteren kayıtlardan başka, Evliya-Çelebi Avrupa’da başlıca altı Osmanlı Kızılelma sından bahsetmekteyse de, bunların yalnız beşini zikredip altıncısını ihmal etmiştir.

Biraz sonra bunları sıra ile göreceğiz yalnız şimdi yine Kızılelma düşünce kroniğine parelel yürüttüğümüz Turan düşüncesini devam ettirelim, Turan Dilleri: Bu tabir ilk defa tarihçi Bunsen (1854) tarafından ortaya konmuştur; o, bu tabiri Hintçe ve Sami dillerin hiç birisine mensup olmayan Asya ve Avrupa dilleri için kullanmıştır. Fakat Max Müller bunu ilk defa, The languages of the seat of war in the East, with a survey of 3 families of languages, Semitic, Arian and Turanian adlı eseriyle yazmıştır.
Müller, diller gurubuna yalnız Fin-Ugor ve Altay dillerini değil, aynı zamanda Siyam, Tibet Malaya vb. dillerini de dahil etmiştir. Lenormant, La magie chez les Chaldeens et les origines accadiennes adlı eserinde bu daireye haklı olarak Sümer dilinide almıştır zira bazı Sümerologlara göre Sümer dili diye bir dil yoktur Sümer dili sanılan dil tamamen Türk dilidir ve Türkçenin taa kendisidir. J. Oppert de Les peuples et la langue des medes adlı eserinde Ahameni kitabelerinin ikinci sütununun dilini (yeni Elam dili) Med dili saymakta ve bundan da Medlerin Turaniliğine hükmetmekte idi.
Castren. Eski Altay dillerini beş şubeye ayırır: Fin-Ugor, Samoyed, Türk-Tatar, Moğul ve Tunguz. Bundan sonraki araştırmalar daha yeni tahditler getirip, ilk iki grubu, Altay dillerini teşkil eden son üç gruptan ayırdı. Bu grubun mukayeseli gramerinin kurucusu G. Ramstedt, biraz tereddütten sonra Türk ve Moğul dillerinin yakınlığını itiraz kabul etmez bir şekilde ispat etmiş, Moğul dilinin Tunguz dili ile yakınlığı da aynı şekilde kabul edilmiştir. altay grubunun Fin-Ugor ve Samoyed dilleri ile olan münasebeti halen ciddiyetle araştrılmaktadır. Neticeten bu dillerinde Turanî diller çerçevesinden sayılması mümkün gözükmektedir.
__________________
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ
yilgincakli32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.09.2004, 17:47   #3 (Tam Ekran)
Tecrübeli Üye
 
yilgincakli32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : yilgincakli32 befindet sich auf einem aufstrebenden Ast
Üyelik tarihi: 01.10.2003
Üye No: 7510
Mesajlar: 255

Seviye: 14 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 348
Güç: 85 / 5372
Deneyim: 93%

Standart

Bilhassa Osmanlı bilginlerden Aşık paşa, Kemalpaşa zâde ve Vani Mehmet Efendi’nin fikirlerinden söz edilmelidir. Özellikle sonuncusu, dar manada Türkçü, Oğuz Türkçüsü olduğunu söylemek gerek.Turan düşüncesinin Osmanlılarda biraz muğlak olarak seyretmesinin yanında ne enteresandır ki Kızılelma Ülküsü neredeyse fiziki boyut kazanmıştır. Hatta Kızılelma ya mekanlar hayal edilmişti, Mesela;

Engerus Ungarus Kızılelma sı: Budin;
İkinci Engerus Kızılelma sı: İstoni-i Belgrad/İstolni Belgrad
Orta-Macar Kızıl-Elması: Usturgon = Esztergon/Gran;
Küçük-Macar Kızıl-Elması yahut Alaman Kızıl-Elması veyahut Beç Kızılelma sı Viyana;
Rim-Papa Kızılelma sı: Roma.

Altınca Kızıl-Elmanın da Prusyadaki (Cologne = Kolonya) şehri olma ihtimali Peçevî’nin (Ehl-i İslam Kızıl-Elma’ya dek gidecekdür didükleri kelamun sebebini beyan) ederken kaydettiği şu fıkradan anlaşılmaktadır:

“Bu dahi malum ola ki Böyük-Kapona varoşunda yılda bir muayyen günde bütün varoşun ve etraf u cevanibinin sağir ü kebiri ve cüvan u piri taşra sahraya çıkarlar ve ol sahrada olan Kızıl-Kapona da oğluncuklar bir eski türkü ırlarlar: (Kızıl-Kapona) didüğü Kızıl Almadur, sınır taşı gibi alamet için vaz olunmuştur ve ırladukları türkünün meali:

........Türk Padişahı cümle kuvvet ü azametiyle bu mahalle değin gele gerekdür ve bunda Allahu Teala emriyle fevt olsa gerekdür ve Allaha itikad ü itimat olunsun ki Türk Padişahı ol kadar yukaruya gide ki Kolona’ya vara! Nemçe memleketine çok şenlik kalmaz, zira kolona şehri uzak yerde vaki, olmuştur.....
Kızılelma isminin Asya’dan sonra Avrupa tarafından daha nerelere götürüldüğü ayrıca araştırılacak önemli bir konudur.. Her halde bu birkaç örnekten de anlaşılacağı gibi Osmanlı İmparatorluğunu kurup genişletenlerin milli ideal sınırları siyasi haritalarından çok geniştir. Çünkü Viyana, Roma ve Kolonya gibi Kızıl-Elmalar hiçbir zaman ülkü haritasından devlet haritasına intikal edememiştir. Osmanlılarda Kızıl elmanın izini takip etmek Adeta Turan coğrafyasını taramak gibi bir şey.
Kızılelma ve Turan kavramlarının Ne kadarda birbirini çağrıştırdığına dikkat edilmeli. Bununla beraber, bu uzak Kızılelma ya karşı duyulan arzu ve bunları ele geçirmek için yapılan büyük hamlelerin İmparatorluğu genişletmekteki büyük tesirleri de kolay inkar edilebilecek şeylerden değildir.
Türk ordusu Kızılelma dan Kızılelma ya atılırken, sanki Turan birliğinin coğrafyasını arşınlıyordu. İlk idealist Osmanlı padişahları Kızılelmalar gösteren birer millet kılavuzu rolünde görülür: Mesela Kosova meydan muharebesinde Sırp ordusu imha edilip Sırbistan tabiiyet altına alınarak (Engerus Kızılelma’sına yol açıldığı zaman babasının yerine geçen Yıldırım Bayezit, cülus tebriki için Edirne sarayına gelen Venedik, Ceneviz ve sair İtalyan hükümetlerinin sulh ve ticaret anlaşmalarını yenilemek isteyen elçilerine Türkiye’de ticaret serbestisinin tabii bir hal olduğunu söyledikten sonra, yeni anlaşmalar yapılmasını reddetmiş ve hatta: Roma’ya kadar gidip Saint Pierre Kilisesinin Mihrabında atıma yem yedireceğim! Sözleriyle (Rim-Papa Kızılelma sı)’nın daha (Şarkî-Roma Kızılelma sı) fethedilmeden evvel Türk ülküsünün manevi haritasına girmiş olduğunu Batı Hıristiyanlığına rağmen ilan etmekte hiç tereddüt etmemiştir.
İstanbul’un fethinden 64 sene evvel Yıldırım’ın adeta elini uzatarak gösterdiği bir Kızıl-Elmanın fetihten sonra Fatih tarafından ihmali tabii kabil değildi. Hatta bazı batı kaynaklarında şanlı atasının sözünü Fatih’in de tekrar edip durduğundan bahsedilir
__________________
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ
yilgincakli32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.09.2004, 17:49   #4 (Tam Ekran)
Tecrübeli Üye
 
yilgincakli32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : yilgincakli32 befindet sich auf einem aufstrebenden Ast
Üyelik tarihi: 01.10.2003
Üye No: 7510
Mesajlar: 255

Seviye: 14 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 348
Güç: 85 / 5372
Deneyim: 93%

Standart

Yıldırım’ın o meşhur sözünden 91 sene sonra Doğu Kızılelma sına Batı Kızılelma sınıda da ilave etmek isteyen Fatih, 1480 tarihinde Osmanlı aydınlarının (Pulya seferi) dedikleri Güney-İtalya seferini açtırıp on bir Ağustos Cuma günü Otranto şehrini fethettirdikten sonra etrafını da işgal ettirmiştir. Görünüşte Napoli krallığına karşı açılan bu seferin gerçek hedefi (Rim-Papa Kızılelma sı)’dır ve hatta papa Dördüncü Sixtus canını kurtarmak için Roma’dan Fransa’ya kaçmak istemişse de nihayet müdafaa masraflarına karşılık olarak gümüş takımlarını satıp bazı yardım ümitlerine kapılarak yerinde kalmıştır! Roma’nın kurtuluşu Papanın gümüş takımları sayesinde değil, dokuz ay sonra Fatih’in vefatı ve Cem Sultan vakasının zuhuru sayesindedir!
Fatih’in ölüm haberi üzerine Papalık makamının emriyle bütün Avrupa kiliselerinde Allaha şükür duaları yapılmıştı. Fatih’in nazarında olgun bir meyve haline gelen bu (Rim-Papa Kızılelma sı) ile olgunlaşmalarını beklediği (Engerus) ve Alaman (Kızılelma larından başka Paris bile artık bir nevi (Fransa Kızılelma sı) demekti. Hatta Yıldırım’ın İtalyan elçilerine söylediği söze adeta nazire olmak üzere kendisi de Papalık makamından elçilikle gelen bir Fransız kardinaline Paris’in 13. asırda ikmal edilmiş olan meşhur katedralinden kinaye olarak:
“... Koma’nın kurtulması şöyle dursun, senin kendi büyük kilisenin kulesine bile Türk bayrakları dikeceğim!” demişti.
Eski Türk halkının "Turan Budununun" Kızılelma dediği ve görkemli dönemlerde Türk Milletinin maneviyatını idare eden Bilgelerinde sulh zamanlarında bile (Darü’l-harp) ve Darü’l-Cihad) isimleriyle andığı uzak, yakın Doğu ve Batı ülkelerinin milli ideal sınırlarına girmesi gelişi güzel bir istila siyasetiyle değil, milletleri mahalli idarenin üstünde umumi ve müşterek bir nizam altına almak fikriyle izah edilebilir.
Yavuz’a izafe edilen ve bütün dünya arazisini tek bir devlete kafi gelmeyecek kadar küçük ve dar gösteren Büyük Turanı çağrıştırır sözün Kanuni devrinde kan dökülmesine sebep olmuş bir harici siyaset düsturu şekline inkılap etmesi bütün insanlığı alakadar eden o geniş ve yüksek telakkinin en açık delilidir. (... Yer yüzünde bir tek imparator vardır, o da (Sultan-ı Alem=Turan Hükümdarı) olan Türk padişahıdır) şeklinde ifade edebileceğimiz bu harici siyaset düsturunun diploması sahasındaki ilk neticesi, Avrupa’nın en mühim kısımlarından başka Amerika’da bile arazisi bulunan İspanya kralı ve Almanya İmparatoru Charles-Quint beşinci Karlos’un (İmparator) unvanını Türk hükümetinin kabul etmemesinde gösterilebilir.
__________________
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ
yilgincakli32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.09.2004, 17:50   #5 (Tam Ekran)
Tecrübeli Üye
 
yilgincakli32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : yilgincakli32 befindet sich auf einem aufstrebenden Ast
Üyelik tarihi: 01.10.2003
Üye No: 7510
Mesajlar: 255

Seviye: 14 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 348
Güç: 85 / 5372
Deneyim: 93%

Standart

Eski Türk nesillerinin bir gün mutlaka varılacağından bahsettikleri Kızıl-Elma, Osmanlı çöküşünün başlarında artık unutulmaya başlamasından itibaren çürümeye yüz tutmuştur. Bilhassa azamet devrinde elde edilen Kızılelmaların çöküş devrinde birer birer elden çıkması, milli ideal sınırlarının nihayet devlet hududuyla birleştirmiş ve işte o iki hudut birleştiği anda Kızıl-Elma büsbütün çürüyüp gitmiştir! Artık Osmanlı İmparatorluğu’nun son gününe kadar yegane endişesi mevcudun muhafazasından ibarettir.
İnsanlığın hayvanlıktan en büyük fakrı, ideal ihtiyacında gösterilebilir. İnsanın karnı gibi kafası da açıkır ve bu manevi açlığı ancak bir ideal doyurabilir. Memleketlerinde milli bir ülküden mahrum kalan bir çok insanların tıpkı ithalat eşyası gibi hariçten gelen ecnebi ideallerine sarılmaları işte bu tabiat kanununun en tabii neticesidir. Osmanlı idaresinin çöküş asırlarında ve bilhassa Tanzimat’tan itibaren hiç takdir edemediği gerçek hakikat budur.
Bazen, Turancılık hareketi olarak da adlandırılan Türkçülük hareketinin gelişmesini tayin etmiş bulunan amilleri şunlardır:
- XIX. Asırdaki çok çeşitli milli hareketlerin ortaya çıkışı (Rum, Alman, İtalyan, Islav, Ermeni, Arap): Bunların birçoğu doğrudan-doğruya Osmanlı İmparatorluğuna yönlendirilmiş bulunmakta idi.
- Osmanlı İmparatorluğunun uğradığı hezimetler ve bunların neticesi olarak Balkanların, Afrika’nın ve nihayet Asya’da Suriye, Arabistan, Irak ve Musul’un kaybolması. İmparatorluğun toprak parçaları birer birer elden çıktıkça, Anadolu’daki Türk unsuru, yalnız nüfus bakımından değil, aynı zamanda devletin emniyet ve selameti bakımından da istinad edilebileceği yegane temel unsur olarak gittikçe ehemmiyet kazanmış oldu.
- Türkoloji'nin ilerlemesi: Türkiyat, Türk milletlerinin listesini verdiği gibi, bu milletlerin dil yakınlığının da ortaya koyup, eski Türklerin tarihini aydınlatmakta idi.
- Rusya’da öncelikle bir Türk-Tatar İslam, münevver sınıfının teşekkülü ile 1905 hadiselerinin Rusya’daki Türk Medyasına verdiği hız. Ali Hüseyin-zade (Bakü), Yusuk Akçura (Kazan), ahmed Ağaoğlu (Karabağ) gibi şahsiyetler bu hareketi kuvvetle canlandırmakla kalmamış, hatta Türkiye’deki Türklerden gelen büyük desteğide yönlendirmişlerdir.

XX. asrın başında Türkiye’de üç siyasi görüş mevcuttu: İslamcılık, Garpcılık ve Türkçülük. Bu görüşlerin serbestçe münakaşası (1902-1903 senelerinde) Kahire’de çıkan Türk adlı gazetede yapılmıştı. Türkçülük görüşü, Yusuf Akçuraoğlu tarafından temsil ediliyordu. Onun “Üç Tarz siyaset” adlı kitabı, bu harekete ait programın gelişmesinde mühim bir rol oynamıştır. Akçura, Osmanlılığı, Türklerin imtiyazlarını kısmak gayretinde bulunduğundan ve İslamların haklarını tanıyan Müslümanlığa karşı hareket ettiğinden dolayı tenkit ediyordu. Diğer taraftan da Pan-islamizm (İslamcılık) gayri müslimleri kızdırıp, bazı Avrupa devletlerinin mukavemetine maruz bırakıyordu. Müellif, en büyük engel olan Rusya’nın, diğer devletlerin yardımıyla bertaraf edilebileceğini düşünerek Pan-Türkizm’i ilan etti.
Aynı Türk gazetesinde Akçura’nın tezi, Osmanlılık adına liberallerden Ali Kemal tarafından tenkit edildi ve Ahmed Ferid tarafından da hayalle uğraşmakla itham olundu; zira ona göre, İslamcılığın tatbik kabiliyeti yoktu. Pan-Türkizm ise, henüz ortada görünmüyordu.
Temmuz 1908 ihtilalinin patlak vermezi üzerine önce Osmanlılık (yani, bütün unsurlar için maddi bir Osmanlı vatanı) fikri galebe çaldı; daha senesi dolmadan, İttihat ve Terakki Fırkası, Osmanlı imparatorluğunu teşkil eden unsurların uzlaşmaz temayüllerinin mevcudiyetine kanaat getirdi. Türkçülük hareketi hızla gelişmeye başladı.
__________________
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ
yilgincakli32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.09.2004, 17:51   #6 (Tam Ekran)
Tecrübeli Üye
 
yilgincakli32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : yilgincakli32 befindet sich auf einem aufstrebenden Ast
Üyelik tarihi: 01.10.2003
Üye No: 7510
Mesajlar: 255

Seviye: 14 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 348
Güç: 85 / 5372
Deneyim: 93%

Standart

Aynı sıralarda, önce Selanik’te (1909) faaliyet gösteren ve 1910’da İttihat ve Terakki Fırkası’nın merkez heyetine aza seçilen Ziya Gökalp, daha sonra çalışmasına İstanbul’da devam etti (1912). Gökalp, Türklüğün kanında yatan hatıraları, bir seri manzum neşriyatı ile uyandırmağa çalıştı. O, esrarengiz Tûran memleketinin manevi varlığını temsil eden Türk idaelini şu yolda terennüm ediyordu: “Oğuz Han’ın oğulları Turan memleketini asla unutmadılar”.

Turan, Attila, Farabî, Uluğ Bey, İbni Sina gibi büyüklerle birleştirildi: “Türklerin vatanı ne Türkiye’dir ne Türkistan, onların memleketi büyük ve ebedî Tûrandır”.
Ziya Gökalp nazariyesi şu formülde tecelli ediyordu: (kültür Hars bakımından ) Türkleşmek, İslamlaşmak, (medeniyet bakımından) modernleşmek. Onun nazariyelerinin sistematik izahı “Türkçülüğün esasları” adlı kitabında bulunmaktadır. Bu kitap, müellifin ölümünden bir sene önce Ankara’da (1339=1923) basılmıştır. Bu kitapta Turan mefhumu, tatbike de müsait manada değişikliğe tabi tutulmuştur.
Ziya Gökalp, milleti, müşterek dil, din, ahlak ve estetik müesseseleriyle birbirlerine bağlanan fertlerden mürekkep bir topluluk olarak tarif eder. Turan, Türk, Moğul, Tonguz, Fin ve Macar milletlerini içine alan bir halita değildir. (Ziya Gökalpe göre) Turan tabiri münhasıran Türk kabilelerini içine alan bir kelimedir. Türklerin birleşmeleri ancak merhale merhale gerçekleşecektir. Türkçülüğün ilk hedefi, Oğuz Türklerinin, yani Türkiye Türkleriyle, Azerbaycan’daki, İran ve Harizm’deki Türkmenlerin harsî birliğidir. Bunların siyasî birlikleri şimdilik göz önünde tutulmamaktadır; fakat gelecek hakkında hiçbir şey söylenemez. Diğer taraftan Tatarlar, Özbekler ve Kırgızlar kendi harslarının yaratmak ve ayrı-ayrı teşkil etmek yolunda ilerleyecek olurlarsa, kendi adlarını muhafaza edecekler ve o zaman Turan kavmî bir camia teşkil eden bu saydığımız milletler hesabına birleştirici umumi bir tabir vazifesini görecektir.
Turan romantizmi, sırf edebî sahada türlü akisler bırakmıştır; bu cümleden olarak Ahmed Hikmet’in Altın Ordu, Halide Edif’in Yeni Turan 1913, Aka Gündüz’ün Muhterem katil, Müfide Ferid’in, Ay demir’i zikredilebilir.
Birinci Cihan Harbi esnasında Osmanlı imparatorluğunu idare eden İttihat ve Terakki Fırkası hiç olmazsa Müslümanlara ait hususta resmen Osmanlılık siyasetini ilan ile Türkiye’nin Türkleşmesini gerçekleştirdi.
Türkiye İçinde ve Dışında Türkçülükten Turana Doğru Süleyman Paşa’dan sonra, Necip Asım ve Veled Çelebi, Türkçülük fikrinin öncülerinden oldular. Ahmet Mithat Efendi’nin Beykoz’daki yalısında, Cuma toplantılarında bu fikri geliştiriyorlardı. Yabancı ilim adamlarının, Türkoloji sahasındaki çalışmaları da, Türklüğün gelişmesinde rol oynamıştır.
Ondokuzuncu Yüzyılın ortalarında, Kırım’ın Bahçesaray’ının Gaspıra Köyünde, ileride Türk dünyasının büyük ideoloğu ve idealisti olacak bir çocuk dünyaya gelmişti. Orta tahsiline Rus askerî mekteplerinde devam eden bu çocuk, Rus milliyetçiliğinin ve Panislavizmin ortasında yarının Türkçülüğünün ilk damlalarını, özüne dolduruyordu.

Girit’de Türkler’in Rumlar tarafından öldürüldüklerini duymuş, bir arkadaşı ile birlikte gizlice Odesa’da vapura binmişti. Pasaportsuz olduğu anlaşılınca yakalanıp ailesine teslim edilmişti. Artık Rus mektebine dönmemiş, bir müddet Türk mekteplerinde Rusça öğretmenliği yapmış, sonra da Paris’e gitmiştir.
İsmail Beyin, “Tercüman” adlı gazetesi, 1883’de, yarısı Rusça, yarısı Türkçe olarak çıkmağa başlamıştır. Gazetenin şiarı, “Dilde, fikirde, işde birlik”tir. Bütün dünya Türklerinin aynı ağızla konuşmaları, “Boğaziçinin sandalcısından, Kaşgar’ın devecisine kadar” aynı kelimelerle anlaşmaları, ortak bir edebî dilin doğması, fikir birliği doğuracak ve ona dayanan “İş”, “hareket”, “aksiyon”, yani dünya Türklerinin birliği doğacaktır.
__________________
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ
yilgincakli32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.09.2004, 17:54   #7 (Tam Ekran)
Tecrübeli Üye
 
yilgincakli32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : yilgincakli32 befindet sich auf einem aufstrebenden Ast
Üyelik tarihi: 01.10.2003
Üye No: 7510
Mesajlar: 255

Seviye: 14 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 348
Güç: 85 / 5372
Deneyim: 93%

Standart

Türk tarihi ve milletinin bir bütün olduğunu, beşbin yıl önceki Oğuz Hanın bir çerisi ile bu günkü bir Türk askerinin yada halktan birinin mahiyet farkının olmadığını, onu farklı kılanın yüreğindeki kızılelmayı yitirmiş olması yada Büyük Turan düşüncesini beyninden atmış olması olabileceğini vurgulamaktı.
Yüreğimizdeki Kızılelma ülküsü ve beynimizdeki Büyük Turan düşüncesi ile Kuzey Sibiryadan Mançuryaya yada Amarikanın öteki ucunda bulunan Turan Soylu bir Kızılderili şefinden Yemen illerinde kalmış Türkçe konuşmakta inad eden Anadolu Türkü Şeyh efendiye kadar biz büyük ama çok büyük bir milletiz.
Büyük Turan Devleti denince de zaten bu büyük Milletin bulunduğu mekan ve yüreği anlaşılmalı.


Ne mutlu Türküm Diyene.


Bazi insallar bunlari kullanarak kendilerine menfeat saglamaya calisiyorlar.
__________________
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ
yilgincakli32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.09.2004, 17:48   #8 (Tam Ekran)
Perfect Üye
 
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : okegara befindet sich auf einem aufstrebenden Ast
Üyelik tarihi: 19.08.2004
Üye No: 11078
Mesajlar: 1.499

Seviye: 33 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 80 / 800
Güç: 499 / 10275
Deneyim: 3%

Standart

sağol kardeş eline sağlık
__________________
8) by okeg@r@ 8)


[marquee]*LACİVERTİN YANINDA OLMAYAN SARIDAN HAYIR GELMEZ*[/marquee]
okegara isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Etiketler
elma, kizil, nedir

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim